Bu kez karşınızda bir çizim değil, tamamen gerçek bir fotoğraf var. Sosyal medyada binlerce kez paylaşılan kare, bir bekleme salonunda çekilmiş gibi görünüyor: Gri döşemeli, siyah kolçaklı boş bir sandalye, yanında kırmızı-siyah bir bebek taşıma koltuğu ve üzerinde bırakılmış kırmızı bir şapka. Ancak bu sıradan görüntünün içinde, sahibinin bir türlü bulamadığı bir cep telefonu saklı.
Fotoğrafı paylaşanlara göre testi deneyen 135 kişiden yalnızca 2'si telefonu kısa sürede bulabildi. Hazırsanız süreyi 9 saniyeye kurun ve aşağıdaki fotoğrafa dikkatle bakın.
Süre başladı!
Çoğu kişi telefonu bulmak için önce sandalyenin oturma yerine ve arkalığına bakıyor. Ardından gözler kırmızı bebek koltuğunun içine, şapkanın altına ve sandalyenin altındaki zemine kayıyor. Ne yazık ki telefon bu bölgelerin hiçbirinde değil.
Gerçek fotoğraflardaki gizli nesne bulmacaları, çizimlere göre çok daha zor olabiliyor. Çünkü burada nesne, sanatçı tarafından özel olarak gizlenmemiş; renk, ışık ve konum tesadüfen onu görünmez hâle getirmiş.
İpucu: Siyaha dikkat
Hâlâ bulamadıysanız küçük bir ipucu verelim: Çoğu akıllı telefonun ekranı ve kılıfı siyah renkli. Fotoğraftaki siyah yüzeylere tek tek bakın. Sandalyenin iki kolçağını birbiriyle karşılaştırmak da işinizi kolaylaştırabilir. Aradığınız telefon, siyah bir yüzeyle neredeyse bütünleşmiş durumda.
Neden bu kadar zor?
Görsel algı uzmanlarına göre beynimiz, tanıdık nesneleri tanımak için kalıplar kullanıyor. Bir sandalyeye baktığımızda, beynimiz onu "sandalye" olarak tek bir bütün hâlinde algılıyor ve parçalarını tek tek incelemiyor. Kolçağın üzerindeki küçük bir farklılık da bu nedenle sandalyenin doğal bir parçası gibi algılanıyor. Telefonun renginin ve şeklinin kolçakla neredeyse aynı olması, bu yanılsamayı daha da güçlendiriyor.
Bu durum günlük hayatta da sık yaşanıyor. Evde gözümüzün önünde duran anahtarı ya da telefonu dakikalarca aramamızın nedeni de aynı: Nesne, çevresindeki eşyalarla benzer renk ve dokuda olduğunda beynimiz onu arka planın bir parçası olarak kodluyor.
Kaybolan eşyayı bulmanın püf noktası
Uzmanlar, evde bir eşyayı ararken aynı bölgeye tekrar tekrar bakmak yerine, aranan nesnenin rengini zihnimizde canlandırarak etrafa bakmayı öneriyor. "Siyah bir şey arıyorum" diyerek tarama yapmak, beynin o renkteki nesnelere odaklanmasını sağlıyor ve aramayı hızlandırıyor. Bu fotoğrafta da aynı taktiği uygulayanlar telefonu çok daha çabuk buluyor.
Telefonu en çok nerede kaybediyoruz?
Günlük hayatta telefon, anahtar ve gözlük en sık kaybedilen eşyaların başında geliyor. Koltuk minderlerinin arası, mutfak tezgâhı, çamaşır sepeti ve montun iç cebi, telefonun en sık "kaybolduğu" yerler arasında sayılıyor. Uzmanlar, eşyaları her zaman aynı yere bırakma alışkanlığı edinmenin, bu tür aramaların önüne geçmenin en etkili yolu olduğunu belirtiyor. Kapının yanına konulan küçük bir kâse ya da sabit bir şarj noktası, telefon ve anahtarların hep aynı yerde kalmasını sağlıyor.
Gerçek fotoğraf bulmacaları neden daha popüler?
Son dönemde sosyal medyada çizim bulmacalarından çok gerçek fotoğraflarla hazırlanan bulmacalar ilgi görüyor. Bunun nedeni, gerçek fotoğrafların günlük hayatta karşılaştığımız durumlara çok daha yakın olması. Bu tür bulmacaları çözerken insanlar, kendi evlerinde kaybettikleri eşyaları aradıkları anları hatırlıyor ve bulmacayla daha kolay bağ kuruyor.
Süreniz doldu
Telefonu 9 saniye içinde bulduysanız tebrikler, siz de o nadir kişilerden birisiniz. 30 saniyenin altında bulanlar da oldukça başarılı sayılır. Hâlâ arayanlar için cevabı aşağıdaki görselde işaretledik: Telefon, sandalyenin sağ kolçağının üzerinde, siyah kolçakla aynı renkte uzanıyor. İlk bakışta kolçağın bir parçası gibi görünen o siyah dikdörtgen, aslında aradığınız cep telefonu.
İşte cevabı
Cevabı gördükten sonra ilk fotoğrafa tekrar bakın; artık telefonu görmemeniz mümkün değil. Bu bulmacayı arkadaşlarınızla paylaşıp onları da test edebilirsiniz.