Ocak ayında yüzde 27 zamla net 28 bin 75 liraya çıkan asgari ücret, yılın son çeyreğine girilirken tartışmanın merkezinde. Fındık bahçesinde, çay fabrikasında, markette, atölyede asgari ücretle çalışanların hissettiği erime bu kez rakama döküldü. DİSK Araştırma Merkezi'nin (DİSK-AR) ekim ayında yayımladığı “Ücret Kayıpları İzleme Raporu”na göre asgari ücretli, yılın ilk dokuz ayında toplam 83 bin 360 lira kaybetti.
Hesap nasıl yapıldı?
Raporda aylık 33 bin 30 liralık brüt asgari ücret temel alındı. Bu ücretten yapılan kesintiler ile enflasyonun alım gücünde yarattığı kayıp, ocaktan eylüle kadar her ay için hesaplanıp toplandı.
Dokuz aylık brüt asgari ücret toplamı 297 bin 270 lira. DİSK-AR'ın bulduğu 83 bin 360 liralık kayıp, bu toplamın yüzde 28,04'üne denk geliyor. Yani kâğıt üzerinde işçiye ait olan her 100 liranın 28 lirası ya kesintiye gitti ya da fiyat artışlarıyla değerini yitirdi.
Araştırma merkezi, bu oranın yalnızca enflasyon kaybı olarak okunmaması gerektiğini de belirtiyor. Toplamın içinde brüt ücret üzerinden yapılan sigorta ve işsizlik primi gibi kesintiler de var.
17 milyon işçinin kaybı 2,25 trilyon lira
Rapor asgari ücretle sınırlı kalmıyor. Ortalama kayıtlı işçi ücreti üzerinden yapılan ikinci hesapta, 17 milyonun üzerindeki sigortalı çalışanın dokuz aylık toplam kaybı en az 2 trilyon 254 milyar 221 milyon lira olarak bulundu.
Bu kaybın iki kaynağı var:
Enflasyon: Fiyat artışlarının ücretlerde yol açtığı birikimli erime 1 trilyon 223 milyar liranın üzerinde. Toplamdaki payı yaklaşık yüzde 54,3.
Vergi: Vergi kaynaklı kayıp yaklaşık 1 trilyon 31 milyar lira. Payı yüzde 45,7.
Başka bir ifadeyle işçinin kaybının yarıya yakını pazardaki, marketteki zamdan değil, doğrudan bordrodan kaynaklanıyor.
Bordrodaki sessiz kesinti: vergi dilimi
Asgari ücretin kendisinden gelir vergisi alınmıyor. Ama asgari ücretin birkaç bin lira üzerinde maaş alan usta, şoför ya da büro çalışanı için tablo değişik. Bu çalışanların yıl içindeki toplam kazancı büyüdükçe üst vergi dilimine geçiliyor. Yılın ilk aylarında yüzde 15 olan oran, yaz aylarından itibaren yüzde 20'ye çıkıyor. Brüt maaş aynı kalsa da ele geçen para düşüyor.
Bu yüzden pek çok çalışan eylül, ekim bordrosunda ocak ayına göre daha az net maaş görüyor. Sendikaların ısrarla istediği düzenleme, ilk vergi diliminin tutarının yükseltilmesi ve oranının düşürülmesi.
Ara zam yapılmadı, makas açıldı
2026'da asgari ücrete temmuzda ara zam yapılmadı. Emekli ve memur aylıkları yılda iki kez güncellenirken asgari ücretli, ocakta aldığı zamla on iki ayı geçirmek zorunda kaldı. Enflasyon her ay bir miktar daha götürdükçe yıl sonuna doğru erime hızlandı.
Karadeniz'de bu etkinin en çok hissedildiği kalemler kira, ulaşım ve ısınma. Kış öncesi odun, kömür ve doğal gaz masrafı eklendiğinde asgari ücretli hanenin bütçesi iyice daralıyor.
Aralıktaki pazarlığa etkisi
Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun aralık ayında toplanması bekleniyor. İşçi tarafı masaya bu raporla ve benzer hesaplarla oturacak. Talep iki katmanlı: önce yıl içinde oluşan kaybın telafisi, sonra 2027 için beklenen enflasyonun üzerinde bir refah payı.
Kulislerde konuşulan zam oranları yüzde 25 ile yüzde 30 arasında. Yüzde 25'lik artış net ücreti yaklaşık 35 bin 94 liraya, yüzde 30'luk artış 36 bin 498 liraya taşıyor. Farklı kurumların tahminleri de 35 bin 900 ile 36 bin 600 lira bandında toplanıyor. Bunların hiçbiri kesinleşmiş rakam değil; nihai karar komisyondan çıkacak.
Asgari ücrete bağlı diğer ödemeler
Yeni asgari ücret yalnızca çalışanı ilgilendirmiyor. İşsizlik ödeneğinin alt ve üst sınırı, doğum ve askerlik borçlanması bedelleri, genel sağlık sigortası primi, kıdem tazminatı hesabındaki bazı kalemler ve engelli yakını aylıklarındaki gelir ölçütü asgari ücrete göre belirleniyor. Bu nedenle aralık ayındaki karar, çalışmayan milyonlarca kişinin bütçesini de doğrudan etkileyecek.
Çalışanların kendi kayıplarını görmek için yapabileceği basit bir şey var: ocak bordrosu ile en son bordroyu yan yana koymak. Net tutardaki fark, vergi diliminin etkisini açıkça gösteriyor.